Şampiyonluk Şansı=Seri Paslaşma Oranı

2000X1500_2816349221393467“Rakipler x takımın oyununu çözdü, o yüzden x takımı düşüşe geçti” tezi bana çok mantıklı gelmiyor. Öyle bir şey mümkün olsa Barcelona, Real Madrid, Bayern, Ferguson’un Manchester United’ı sürdürülebilir başarının forma giymiş versiyonları olamazdı. Madalyonun diğer yüzüne de bakalım: San Marino bunca yıl bu kadar yenilgi alırken hiçbir rakibinin oyununu çözemedi mi yani?

Bir futbol takımı gerekli olan şeyleri çok iyi yaparsa, rakibi onu istediği kadar çözsün o çözüm sadece kağıt üstüne kalır, çim sahaya yansımaz. Beşiktaş sezonun ilk yarısında hızlı seri paslaşmaları çok iyi yapmıştı, büyük oranda da bunu çok iyi yaptığı için liderlik koltuğuna oturmuştu. Burada kilit olan topu ayağına alan oyuncunun dar alanda topu ayağından ne kadar hızlı çıkarıp ne kadar isabetli pas verdiğiydi. Fenerbahçe ve Konya maçlarında ise Beşiktaşlı oyuncular seri paslarla oyunu örmek yerine topla fazla oyalandığı için boş alan bulamadı, erken ortalar yapmak zorunda kaldı. Erken ortayı boştaki takım arkadaşına yaparsan gol olabilir ama sürekli bölgeye yaparsan içeriye gelişigüzel doldurmuş olursun.

İkinci golden önce Quaresma bu “orta sorunu”nu kökünden çözen bir asist yaptı: Boşluğu yarattı değerlendirdi, Gomez’i hızlı şekilde gördü. 1-0’dan sonra kendi klasına yakışmayan telaşlı vuruş yapan Gomez bu kez Metin Tekin tarzı kafayı kısıp yere doğru vurarak isabetli tercihi yaptı.

Skor 2-0’a geldiğinde sahanın yüzde olarak en fazla isabetli pas yapan 5 futbolcusu da Beşiktaş forması giyiyordu. Beşiktaş’ın en büyük kozu ne Gomez, ne Sosa, ne Oğuzhan, ne de Quaresma; Beşiktaş’ın bu sezonki en büyük kozu bu oyuncuların arasında yapılan isabetli seri paslar.

Bu takımın golcüsü Gomez, hocası Şenol Güneş’i Alman Heynckes’e benzetti. Gomez’in yanı sıra bu takımda Alman futbol tedrisatından geçen bir sürü oyuncu var. O zaman Almanya’nın hocası Löw’den gelsin: “2005’te oyuncularımızın topu kontrol etme ve pas vermesi arasında geçen ortalama süre 2.8 saniyeydi. Euro 2008’de finale çıkarken bu süre ortalama 1.8 saniye olmuştu. 2010 Dünya Kupası’nda İngiltere ve Arjantin’e 4’er gol atarken ise 1.1 saniye!”

  • Gökhan Gül

    Abi bu bizim türk futbolunun genel sorunu. Fakat bu saniyenin düşmesi kolay değil. Zeka ve yetenek uyumu istiyor. Çünkü bu saniyenin bu kadar düşmesi için pasın kalitesi de artmalı. Yani mesela Barcelona da amaç pası isabetli atmak değil (bu konuyu zaten aşmışlar) pas atılan oyuncunun topu tek top oynamasını kolaylaştıracak şekilde atılıyor. Yani bizim isabetli pasımız ile onların isabetli pası arasında zaten 2 sn fark var.

  • gökhan

    Ali abi, Olcay olmadığı zaman bu seri paslaşmaları yapamıyoruz. Çünkü ne sosa, ne oğuzhan, ne gökhan töre, nede gomez koşan futbolcular, alan değiştirip kafa karıştıran futbolcular değiller. Olcay ı birçok kişi beğenmiyor. Hata çok yapıyor olabilir ama onun kadar koşup yırtınan yok. Çalım ve Gol atabilme becerisi olsa, Roben den farkı kalmaz beşiktaş ta da oynuyor olmaz. Ancak dikkat ederseniz, son haftalarda bu maç dahil, oğuzhan çok kötü, Gökhan Töre milli maçta yediği kırmızıdan sonra hala kötü, sosa ya ise nasıl 3 haftadır dayanabiliniyor hala anlamış değilim. Olcay fanatiği değilim ama, son dönemlerde bir karalama kampanyası olduğu çok belli. Hatta golde, inanılmaz derecede direkt, düşünerek, isteyerek ve en önemlisi zamanlamasını harika şekilde düşünerek bir pas attı Quareshma ya ve q17 nin şık ortasında gomez topu ağlara yolladı. Ancak spiker anlatırken işte Sosa – Quareshma ve gomez isimlerini söylüyor. 🙂 Yani bir algı operasyonu söz konusu. Genel olarak izah etmek gerekirse şu Sosa yı halısaha ya bile çağırmam 😉



Abone Ol

Yazıları takip etmek için e-posta adresinizi bırakıp aboneliğinizi başlatabilirsiniz.

 

 

Arşivler
Kategoriler